Çemberlitaş Sütunu'nda Devam Eden Çalışmalar Bitti


36 metre uzunluğundaki sütunda 2003'te iskele kurularak kirli yüzey arındırıldı ve çimento bazlı dolguların bir kısmı mekanik olarak temizlendi. Daha sonra mermer başlık temizlendi, porfir kaidede kılcal enjeksiyon ve çatlakların dolgusu yapıldı, orijinal çemberler temizlendi ve paslanmaya karşı işlemleri yapılarak yerlerine monte edildi. Restorasyon 1 milyon 300 bin TL'ye mal oldu.

Sabah





Konuyla ilgili basında çıkan diğer haberler

Çemberlitaş 6 yıl aradan sonra gün ışığında İstanbul'daki önemli tarihi eserlerden 36 metre uzunluğundaki Çemberlitaş Sütunu'nda yaklaşık altı yıldır devam eden restorasyon çalışmaları tamamlandı.



Sütunun, ultrasonik jeoradar sistemi kullanılarak üç boyutlu çatlak haritaları çıkarıldı. Mermer başlık temizlendi, porfir kaidede kılcal enjeksiyon ve çatlakların dolgusu yapıldı, orijinal çemberler mekanik olarak temizlendi ve paslanmaya karşı işlemleri yapılarak yerlerine monte edildi. Çemberlitaş'ın orijinal kısmını oluşturan porfir taşı Muğla'dan, sütunun alt tarafında Osmanlı döneminde yapılan eklenti olan küfeki taşı Pınarhisar'dan temin edildi. Restorasyon çalışmaları için yaklaşık 1 milyon 300 bin TL harcandı.



Roma'dan getirildi



İmparator I. Konstantin onuruna MS 330 yıllarında İstanbul'un yedi tepesinden biri olan ve şu anki adıyla Çemberlitaş olarak bilinen semtteki tepeye dikilen sütun, her biri üç ton ağırlığında ve üç metre çapında olan bileziklerle birbirine bağlanmış toplam sekiz adet sütun ve bir kaidenin üst üste konulmasından oluşuyor. Bizans İmparatoru, uzunluğu o dönemde 57 metre olan bu sütunu Roma'da Apollon Tapınağı'ndan söktürmüştü.

Hürriyet





1.5 milyona kendini gösterdi İstanbul'daki en önemli tarihi eserlerden biri olan Çemberlitaş Sütunu'nda yaklaşık 6 yıldır devam eden restorasyon çalışmaları sona erdi. Tarihi sütunun restorasyon çalışmaları için yaklaşık 1 milyon 300 bin TL harcandı.

Takvim

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Kıyı Gayrimenkul Bodrum Bodream Projesini Hayata Geçiyor


Bodrum'un mavisinden çok bulunduğu bölgedeki yeşiule vurgu yapan projenin yatırımcılarından biri de 400'ü aşkın müşterisi ve 42.1 milyar dolar değerinde bir portföyü yöneten, dünyanın alanında en büyüklerinden Pramerica Real Estate Investors. Pramerica, ABD'de faaliyet gösteren Pprudential Financial Inc'in gayrimenkul yatırım yönetimi şirketi.



Avrupalı'yı çekecek Kıyı Gayrimenkul'ün ortaklarından Alpcan Yazıcı, 80 milyon Euro yatırımla gerçekleşecek projede Pramerica Real Estate Investors'ın ortak olmasının önemine işaret ederek, Böyle hatırı sayılır bir fonfun arkamızda olması da güç veriyor. Biz Türkiye'nin yanında yurtdışı bağlantılar da yaptık. İngiltere, İrlanda gibi kuzey ülkeleri güneşe aç. Bizde güneşten bol ne var. Pramerica, bu kriz ortamına rağmen daha güneşli bir ülkede gayrimenkul yatırım yapmak isteyen Avrupalıları Bodrum'a çekecek?diye konuştu.



Örnek etap yaptı



2009'un nisanında projenin temelinin atıldığını hatırlatan Yazıcı, Arazinin yüzde 10'unda bina oturumu var. Bodrum'un mavisi evet bizde de var ama bizim farkımız yeşilimiz. Biz 21'inci yüzyılın konforunu bu projeye taşıdık. Toplam 772 villanın bulunacağı projede örnek bir villa yapıp geçiştirmedik. 48 villadan oluşan bir fazı bitiriyoruz ve örnek olarak onu göstereceğiz?diye konuştu.



Sat kurtul yok

Projedeki metrekare fiyat ortalamasının 1.000 Euro olduğunu hatırlatan Alpcan Yazıcı, satışlarda çok seçici olduklarını belirterek, Her önüne gelen sat. Sat kurtul anlayışı yok. Birlikte yaşamaktan keyif alacak insanlara ev satıyoruz. Her İngiliz'e ev sat anlayışımız da yok?dedi. Bodream projesinde evsahibi olanların, isterlerse evlerini kullanmadıkları zaman için kiraya verip gelir de elde edebileceklerini vurgulayan Yazıcı, proje tamamlandıktan sonra yönetimini de kendilerinin yapacağını anlattı.

Hürriyet-Demet Cengiz Bilgin

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Emlakçılık Yasasının Ne Zaman Çıkacağı Meçhul


Artan kurumsal emlak ofislerine rağmen önyargılar da sürüyor. Markalı/kurumsal çalışan emlak ofisleri ve danışmanların önemi her geçen yıl daha iyi anlaşılıyor. Arthur&Miller Real Estate Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arman, "Son yıllarda sektöre giren eğitimli işgücü arttı. Önce müşterimiz olup, satış sırasında kurduğumuz iyi ilişkilerle emlakçılığı farklı gözle görüp bünyemize danışman olarak katılanlar var" diyor.

KURUMSAL ve markalı emlak ofislerinin satış danışmanlarına sunduğu çok cazip çalışma ortamı, gayrimenkul danışmanlığına olan ilgiyi arttırdı. Son zamanlarda sektöre giren insan gücünde eğitim düzeyinin yükselmeye başladığını bildiren Arthur&Miller Real Estate Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arman, kriz dönemlerinde mal sahiplerinin kurumsal emlakçılarla daha fazla çalıştığını bildirdi ve "İnsanımız, krizlerde kurumsal emlakçıların daha hızlı çözüm üretebileceğini gördü. Neticede kurumsal emlak ofisleri, piyasaların nabzını tutuyor, bilgi akışı doğal olarak ciddi boyutta gerçekleşiyor. Öngörüleri de daha isabetli" diyor.

'Donanımlı' danışmanlar

Bu anlamda gerek satıcı gerekse alıcılar açısından kurumsal emlak ofislerinin öneminin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını ifade eden Levent Arman, kurumsal firmalar ve marka emlak zincirlerinin ofislerine ve danışmanlarına eğitim, teknoloji, hukuk gibi konularda destek vererek sunulan hizmetin kalitesinin artmasını sağladığına işaret ediyor. "Modern gayrimenkul danışmanlarının ne gibi farklılık yaratması gerekiyor" sorumuza, Levent Arman şu yanıtı veriyor:

"Herşeyden önce ciddi bilgi birikimine sahip olmalı. Tapu işlemlerini, belediye kurumlarının işlevlerini bilmeli. İmar mevzuatı, gayrimenkul hukuku (örn: kat mülkiyeti kanunu) konularında bir hukukçu kadar olmasa da müşterisine yön verecek kadar bilgisi olmalı. Hizmet kalitesi bilgi olmadan yükseltilemez. Teknolojiyi maksimum düzeyde kullanmalı. İnternetle arası iyi olmalı. Dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinası, dijital metre gibi işini kolaylaştıracak aygıtları muhakkak bulundurmalı. Gayrimenkul danışmanı aynı zamanda kuvvetli bir empatiye sahip olmalı. Alıcı ve satıcının nabzını tutup ortak paydalarda buluşmalarını sağlamalı. Sakin ve kendine güvenen, konuya hakim gayrimenkul danışmanı, alıcı ve satıcının güvenini kazanabilir."

Arthur&Miller ofislerinde broker ve gayrimenkul danışmanları içinde ilginç hikayeleri olanlar bulunduğunu aktaran Levent Arman, "Önce müşterimiz olup, satış sırasında kurduğumuz iyi ilişkiler sonucu emlakçılığı farklı gözle görüp bünyemize danışman olarak katılanlar var" bilgisini veriyor.

Holding yöneticisi emlakçı oldu

Bir zamanlar holding yönetim kurulu üyeliği yapmış, daha sonra iş hayatındaki profesyonel deneyimlerini emlakçılıkta kullanmaya karar vermiş kişiler de bulunduğunu söyleyen Levent Arman, ofislerden birinde yabancı uyruklu danışman karı-koca çalıştığını hatırlatıyor ve "Bütün bu insanların ortak noktalarına baktığımızda hepsinde girişimci bir ruh, iş-hayat tecrübesi, sektörün kendileri için yarattığı fırsatın farkında olmaları gibi özellikler görüyoruz" diyor.

Levent Arman, kurumsal emlakçılık yapmak isteyenlerin bu başarılı-ileri görüşlü insanları örnek almalarında fayda olduğunu söyledi.

Fiyatlar yükseliş trendine girecek

GAYRİMENKUL piyasalarının 2010'a nasıl başladığıyla ilgili sorumuza cevap verirken, "Genelleme yapmak çok zor" diye söze başlayan Levent Arman, şöyle devam etti: "Bazı bölgeler için 2009'un devamı diyebiliriz. Değişen fazla bir şey yok. Ama semt detayına indiğinizde; örneğin Ataşehir’de talebin azalmadığını, dolayısıyla fiyatların artma eğiliminde olduğunu söyleyebiliyoruz. Beylikdüzü ve Mimaroba'da ise fiyatlar çok uygun ancak satışta zorlanılıyor. Herşeye rağmen fiyatların artık daha fazla düşmeyeceğine inananların sayısı çok fazla. 2010’da fiyatlar artış eğilimine girecek ancak kısa vadede eski düzeyleri yakalaması da zor"

Arthur&Miller'in franchise sayısından çok franchise ofis sahiplerinin niteliğine önem verdiğini belirten Levent Arman, "Başka bir deyişle önceliğimiz 'doğru kişi' ile çözüm ortaklığına gitmek. Franchise anlaşmalarımızın süresi 2-5 yıl. Sektörü bilmeyen yatırımcının üzerindeki yükü hafifletmek, uzun vadeli anlaşmalarla bunalmasını önlemek için alternatif sunuyoruz. Diğer zincirler 5 yıllık anlaşmalar yapıyor" dedi. Ofislerin cirosu üzerinden de herhangi bir pay almadıklarını ekleyen Levent Arman, makul sayılabilecek aylık sabit bir ücret talep edildiğini ekliyor. Arman, Arthur&Miller olarak 'düşük ofis sayısı, yüksek hizmet kalitesi' politikası benimsediklerini söyledi.

Batı Ataşehir'de satış değerleri ve yapılan işlemlerde artış var

ARTHUR&Miller Batı Ataşehir ofisinden Aysel Göksel, Batı Ataşehir bölgesinin krizden nasıl etkilendiği konusunda şu bilgileri verdi: "Yeni yapılanmaların ve de site özellikli dairelerin satış rakamlarında ciddi anlamda düşmeler yaşanmadığı gibi talepte de bir düşme görülmedi. Tabii ki kriz döneminde alıcılar, bu krizin ne kadar süreceğini bilmedikleri için alım tercihlerini beklemekten yana kullandılar. Bölge olarak fırsat satışlarda ise bir zorluk yaşanmadı. 2009'un ilk çeyreği ile son çeyrek karşılaştırıldığında, bölgedeki gayrimenkul satış değerlerinde ortalama yüzde 20 bir artış gözlendiği gibi, aynı dönemlerde satış oranlarında da bir artış yaşandı. Şu an müşterilerimize kiralık ve satılık olarak portföy bulmakta sıkıntı yaşıyoruz. Bölgeyi vazgeçilmez yapan ise bize göre Varyap-Meridian, Teknik Yapı Deluxe, Fenerbahçe Spor Kompleksi gibi bölgeye daha da değer katacağı düşünülen yapılar."

Rekabetçi fiyat şaşkınlığı

GAYRETTEPE Arthur&Miller ofisinden Güven Açık ise gayrimenkul müşterisinin son dönemde kafasının biraz karışık olduğunu düşünüyor: "Fazla miktarda yeni projeler satışa sunuldu.. Rekabetçi fiyatlar olması insanları şaşkına çevirdi. Sokaktaki insan, alım gücünün çok düştüğünü ve borçlanabilecek durumda olanların da borçlanma kapasitelerini doldurduğunu, bunun emlak sektöründe alımın oldukça düşmesine neden olduğunu düşünüyor. Parası olan yatırımcılar ise doğru lokasyon ve fiyat bulduklarında hızlı işlem yapabiliyor. Bankalar kredi satmak zorunda olduğu için faizleri kademe kademe aşağıya çekiyor. Genelde toparlanma yok ama finansal sıkıntı içinde olanlar ellerindeki taşınmazları yine de satmaya çalışıyor. Nakit para çok değerli ve nereye gideceğini iyi biliyor. Özellikle nakit akışlarını rahatlatmak isteyen işletmeler taşınmazları satmaya uğraşıyor. Son 2 ayda satışa çıkan arazi sayısı arttı."

2010, gayrimenkul sektörü için toparlanma yılı

YEŞİLKÖY Arthur&Miller ofisinden Yusuf Tiryaki ise 2009'daki genel kriz ortamının aksine, ilk 2 ay itibarıyla son derece hareketli başladıklarını söylüyor: "Yeşilyurt-Yeşilköy bölgesinde geçtiğimiz yıl ağırlıklı olarak nakitte duran yatırımcı alıcıların yoğunlukla oluşturduğu talebin yanında bu yıl kredi faizlerinin de iyice gevşemesi ve fiyatların genel anlamda aşağıda kalmasından ötürü orta-gelirli vatandaşın da konut sahibi olma arzusu ve talebinde hissedilir anlamda artış görüldü. Gayrimenkul sektöründe hareketlenme ve diğer piyasalarda da toparlanma yılı olacağını öngörüyorum."

İstanbul'da hangi bölgelerin prim potansiyeli bulunuyor

ARTHUR&Miller Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arman, "İstanbul'da hangi bölgelerin potansiyeline inanıyorsunuz?" sorumuza şu karşılığı verdi: "İstanbul'da Anadolu ve Avrupa yakalarında sürekli gelişen bölgeler var. Kurtköy, Çekmeköy, Ümraniye, Esenyurt, Halkalı, Sarıgazi, Kilyos, Riva, Kemerburgaz büyümeye devam ediyor ve edecek. Üçüncü köprü güzergahının netleşmesiyle beraber bu bölgelere yenilerinin katılacağını tahmin etmek de güç değil."

Konut talebi bitmez

Dünyada krizin gayrimenkul sektöründe başladığını bildiren Levent Arman, Türkiye'nin gayrimenkul konusundaki ilginç yapısına dikkat çekiyor ve "Emlak hareketlerini belirleyen temel unsurlara bakarsak Türkiye'nin potansiyelini daha iyi anlayabiliriz: Nüfusun genç olması ve sürekli büyüme, emlak talebini (özellikle konut) canlı tutuyor. Türkler için emlak geleneksel bir yatırım aracı olma özelliğini hâlâ koruyor" ifadelerini kullanıyor. Bu konuda ciddi bir tutuculuk gözlendiğini aktaran Levent Arman, şöyle devam ediyor: "İç dinamikler dışında Türkiye'nin ekonomik anlamda yabancı yatırımcılar açısından önemli bir ülke haline gelmesi doğal olarak emlak yatırımlarının ve ticari projelerin (AVM, ofis alanları, lojistik alanları gibi) artmasını sağlamıştır. Bugünkü durgunluk ortamını geçici olarak kabul ederek orta ve uzun vadede ülkenin ciddi potansiyele sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz."

Yeni yapılaşma olan bölgelerde emlak rayiçleri daha oturmuş

KURUMSAL emlakçılığın büyük potansiyeli olduğunu söyleyen ve kendilerinin de sektöre ilgi duyan girişimcilerle çalışma isteklerini dile getiren Arthur Miller Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arman, 'suriçi' tabir edilen eski İstanbul'da yapılaşmanın doğal olarak eski, çok çeşitli ve düzensiz olduğunu hatırlatıyor ve "Bu durum emlakçılık yapmayı zorlaştırıyor. Diğer yandan fark yaratmayı da mümkün hale getiriyor" dedi. Şehrin yeni yapılaşma olan bölgelerinde rayiçlerin oturmuş olduğunu aktaran Arman, rayiçlerin oturduğu bölgelerde emlakçılık yapmanın daha kolay olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor:

Emlakçı fark yaratmalı

"Diğer yandan yeni bölgeler, fark yaratmayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Burada tercih tamamen emlak ofisi açacak girişimcinin tercihine kalmış. Girişimcilere tavsiyemiz; emlakçılık yapmaya karar vermeden önce sektörü iyi araştırıp, kendi yapılarına uygun olup olmadığını netleştirmeleri, karar verdikten sonra ise vizyonlarına, beklentilerine ve sermayelerine en uygun marka ile anlaşmaları. Özellikle eğitim düzeyi yüksek ve iş tecrübesi olan girişimcilerin sektörde ciddi fark yaratacaklarına ve emlakçılık mesleğine bakışı değiştireceklerine inanıyoruz. Şu bilinmelidir ki, gelişmiş ülkelerde emlakçılık saygın bir meslek olarak kabul görmekte, bir çok ülkede emlakçılık yapabilmek için kişilere belli kriterler getirilmiş. Hatta geçerli sertifikası olmayanların müşterilerle yer göstermeye gitmesi dahi yasak. Emlakçılık yapmak isteyen eğitimli girişimciler, kurumsallaşmanın hızlanmasına büyük katkı sağlayacak."

İstanbul'da değişim çok hızlı, bazı semtlerde talep hiç azalmıyor

TÜRK insanının krize rağmen gayrimenkule olan ilgisinin sürdüğünü, ancak talebin ertelenmesinin işlem sayısını düşük tuttuğunu ifade eden Levent Arman "Krizde değişen fazla bir şey olmadı. Türk insanı için gayrimenkul çok önemli. Yaşanan kriz, emlak piyasasına özel bir kriz değil. Emlak piyasalarına yönelik bir güven sorunu olmadığını düşünüyoruz. Türk insanı krizi global ve tüm sektörlerin etkilendiği bir kriz olarak algıladı ve buna göre davranmaya çalışıyor" diyor.

Levent Arman, "Gelişen bölgelerden gelen franchise talepleri nasıl? Sizi şaşırtan bölgeler var mı?" sorumuza ise "Özellikle İstanbul için yorum yapacak olursak, o kadar hızlı bir değişim var ki, şaşırmamaya alıştık. Gelişen konut bölgelerinden gelen talepler gündemden hiç düşmedi. Ataşehir, Bahçeşehir, Beylikdüzü, Çekmeköy, Esenyurt gibi semtlerden her zaman talep geliyor" karşılığını verdi. Faizlerdeki düşüşün piyasaya elbette çok olumlu etki yaptığını vurgulayan Levent Arman, diğer taraftan, faizler ne kadar düşerse düşsün alım gücü sınırlı insanların bu faiz düşüşüne verdiği olumlu tepkinin sınırlı kaldığını bildirdi. Arman, düşük faizlerin olumlu etkisini özellikle konut projelerinde gördüklerini ekledi.

Kaynak : Hürriyet Seri İlanlar Eki

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Enerji Kimlik Belgesine Göre Bina Ücretleri Belirlenecek


Çakmakçı, Enerji Verimliliği Yönetmeliğine ve Kanununa ilişkin olarak AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, yönetmeliğin mühendislik ve teknik yönlerden olması gereken pek çok konuyu tanımladığını belirtti.



Bazı konuların Türkiye'nin sosyal yapısındaki gerçekler, uygulama koşulları ve halkın yaşam şekliyle örtüşmediğine işaret eden Çakmakçı, üyesi oldukları DOSİDER olarak metrekare konusunun ele alınmasını yanlış bulduklarını kaydetti.



Çakmakçı, İstanbul'daki 1.000 metrekarenin ısı ihtiyacı ile Erzurum'daki 1.000 metrekarenin ısı ihtiyacı birbirinden farklı, çünkü ısı kayıpları farklı. Biz, bunun metrekare değil ısı birimi olan kilovat veya kilokalori üzerinden konuşulması gerektiğini söyledik diye konuştu. Kamuoyunda kombi yasaklandı şeklinde görüşlerin dolaştığını hatırlatan Çakmakçı, yeni bir bina bin metrekarenin üzerindeyse, öncelikle merkezi sistem yapılması gerektiğinin, kişilerin sistemden memnun olmaması halinde alacakları kararla talep ettikleri sisteme geçme olanakları bulunduğunun, isterlerse bireysel ısınma sistemine geçebileceklerinin altını çizdi.



Çakmakçı, kanunun, verimsiz cihazların satışına izin vermediğini, buna ilişkin tanımlama getirdiğini, sahada çok uzun yıllardır kullanılıp, ömrünü tamamlamış teknik cihazların değişimiyle ilgili belli zorunluluklar getirdiğini anlattı.



Kullanılan sistemin, katı yakıtlı ve yüzde 75'ten aşağı verimi olan, Avrupa direktiflerine göre iki yıldızdan aşağı verim değerine sahip sıvı veya doğalgazlı kazan ise satışına izin verilmeyeceğini kaydeden Çakmakçı, Bu da ortalama yüzde 91-92 verim demek. Enerjinin verimli kullanımı adına iyi bir karar olacak, ancak nasıl denetleneceği belli değil dedi.



Çakmakçı, çelik kazanda 15, döküm kazanda 20 yılını doldurmuş kazanların kullanımının yasaklandığına değinirken, verimsiz olan cihazların verimli cihazlarla değişiminin ortaya çıkacağını söyledi.



NE KADAR ENERJİ TÜKETTİYSE O KADARINI ÖDEYECEK

Yönetmelikle kalorimetre veya payölçer adı verilen, ısının, enerjinin harcandığı kadar ödenmesini içeren sistemlerin geldiğine dikkati çeken Çakmakçı, mevcut binaların, eğer merkezi sistem kullanılıyorsa, 5 Mayıs 2012'ye kadar bu sisteme geçmeleri gerektiğini hatırlattı. Çetin Çakmakçı, yeni binaların payölçer sistemiyle oluşturulacağını belirterek, İnsanlar ne kadar enerji tükettiyse o kadarını ödeyecek. Önceden insanlar, sistemlerini kapatıp gidiyordu. Burada artık sistemlerin kapatılması söz konusu olmayacak çünkü merkezi sistemle ısınan bir binada termostatik vana kullanılması zorunlu hale getiriliyor. Bu minumum 15 dereceye ayarlanıyor. Tüketici kapattığını sanıyor ama 15 dereceye ayarlanmış durumda. Daire sürekli 15 erecede olacağı için ısı transferi ve ısı kayıpları daha az olacak. 250 metrekare ve üzeri kullanım alanı bulunan bireysel villa veya apartman içi dublekste yoğuşmalı kombi kullanımının zorunlu hale getirildiğini vurgulayan Çakmakçı, Biz, yoğuşmalı kombilerin bütün cihazlar için zorunlu hale getirilmesini isterdik dedi.



Kanun ve Yönetmeliğin sadece ısıyla ilgili bir süreç olmadığına işaret eden Çakmakçı, binadaki ampullerden, çamaşır makinesinin verimine kadar olan sürecin o dairede tüketilen bütün enerjiyi tanımladığını açıkladı.



Çakmakçı, 2017 yılına kadar mevcut binaların enerji kimlik belgelerini almak zorunda olduklarına dikkati çekerek, enerji kimlik belgesinin binanın nüfus cüzdanı gibi olacağını söyledi. Buna ilişkin altyapının altyapı oluşturulmaya başlandığını belirten Çakmakçı, şu değerlendirmelerde bulundu:



Enerji kimlik belgesindeki sınıfa göre binanın hem kiralama bedeli hem de satış bedelleri değişecek. Şu an için devletin çok ciddi teşvikleri yok. Teşvik olmasını talep ediyor herkes. G sınıfıyken A'ya çevrilmesi... 'Isı yalıtımı yapılması, ampullerin değişmesi, ısı sisteminin değişmesi' gibi birçok süreçte devlet masrafın bir kısmını karşılayacağını veya uzun süreli kredilendirme yapacağını söylemiyor. Enerji kimlik belgesi çok önemli olacak. İnsanlar da binalarını değerli kılmak adına gerekli revizyonları zaman içinde yapacaklardır.

AA

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Emsaş İnşaat Bünyesine Yeni Elemanlar Alınacak


Çok iyi derecede İngilizce bilmek, tercihen Arapça veya Rusça bilen mühendis adayları

-MS Office programlarını, proje planlama programlarını ve Autocad programını iyi derecede kullanabilen

-Erkek adaylar için askerlik görevini tamamlamış.

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]